Banner

Sanatçı ‘Müjdat Gezen’

Ünlü sanatçı Müjdat Gezen, çok kolay elde edilen şeylerin kıymeti olmadığını düşünüyor. Gezen’e göre yaşam ve meslek, her şeyden önce emek gerektiriyor. Yüz civarında filmde, elli civarında oyunda, binden fazla radyo ve TV skecinde rol aldı, bunların bir bölümünü yazdı ve yönetti. Ücretsiz sanat eğitimi veren Sanat Okulu ve yaşlı sanatçılar için Sanatçılar evi kurdu. Sanat hayatı boyunca farklı düşünen, geleceğe yatırım yapan Müjdat Gezen, gençlerin hayatlarında başarılı olabilmeleri için fark yaratmaları gerektiğini vurguluyor. Ünlü sanatçı Müjdat Gezen, 15 yıldır faaliyette olan okulu ve yetiştirdiği öğrenciler sayesinde eğitimci kimliğiyle de ön planda. Sanatçıyla tiyatrodan sinemaya, öğrencileriyle ilişkilerinden başarı sırlarına birçok konuda sizler için konuştuk.

Müjdat Gezen Tiyatrosu geçtiğimiz sonbaharda perdelerini açtı. Ülkemizde özel tiyatrolar ne gibi sorunlar yaşıyor?Müjdat Gezen Tiyatrosu en büyük hayalimdi.Oyunlarımızı oynayacak salon bulamıyorduk artık kendi tiyatromuzun sahibiyiz, üç sahnemizi istediğimiz gibi değerlendiriyoruz. Tiyatromuzun çok yeni olmasına, yerimizin bilinmemesine rağmen sezonda kapalı gişe oynadığımız için de çok mutluyum. Geçmiş dönemlerde haftada 9 oyun oynardık ancak televizyonun yaygınlaşması tiyatroya talebi azalttı. Türk tiyatrosunda bugün çok ileri prodüksiyonlar olmasına rağmen haftada 3 oyun oynadığımızda kendimizi şanslı hissediyoruz. Bunun yanında televizyon dizi ve filmleriyle tiyatroculara iş imkanı doğdu. Özel tiyatroların sorunlarının sebebi ekonomik, gelirler giderleri karşılayacak düzeyde değil. Zor bir iş yapıyoruz, alkışlardan kazanıyoruz. Sponsor bulamadığımız zaman, başka alanlarda kazandıklarımızı tiyatro için harcıyoruz. Türk yazarları teşvik ettiğimiz sürece Türk tiyatrosunun gelişeceğine inanıyorum. Tiyatro izleyicinin zaman zaman tiyatroya ilgisi azalsa da Tiyatro sanatı, insanı insana, insanca anlatan sanat koludur. İnsan yok olmadıkça tiyatro da yok olmaz.

Televizyon izleyicisiyle tiyatro izleyicisinin farkı nedir sizce?Türkiye’de bir şeyi diğer birşeyden soyutlamayı doğru bulmuyorum. Televizyon, sinema, tiyatro seyircisini birbirinden soyutlamamakla beraber tiyatro seyircisini biraz daha entellektüel buluyorum. Televizyon zaten evinizde sizi bekliyor. Tiyatroya ise gidiliyor bir talep meselesi tiyatro.

Kimin oyuncu olması gerektiğiyle ilgili tartışmalar var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?Tiyatro oyunculuğu eğitim, genel kültür, alt yapı istediğinden oyunculuğu geliştirir. Sinema ve televizyonda güzel fotoğraf vermek, biraz yönetmeni dinlemek yeterlidir. Sinema ve televizyon yönetmenin tekelindedir. Neticede hepsi oyunculuk, manksenlerin oyunculuk yapmasına karşı falan da değilim ama tiyatro ayrı bir alan.

Televizyon sektörünün oyunculuğa katkıda bulunduğu noktalar var mı?
Mesleğe yeni atılan gençler, ille de sanatçı olmak istiyorlarsa öncelikle eğitim almalılar. Yetenekleri müsade ediyorsa birisi bulur çıkartır onları. Mesela Osman Yağmur Dereli oyuncu olmak için kendisine başvuranlara Müjdat Gezen Eğitim Merkezi’nde eğitim al, öyle gel diyor. Dört sene olmasa bile bir sene aktör stüdyosunda veya akşam okullarında eğitim almalarını istiyor. Her hafta bir dizi yetiştirmek zorunda olan yapımcılar var. Acemi bir oyuncunun sete vereceği zarar ölçülemez, hem zaman hem de para kaybettirir.

Sanat hayatınız özel hayatınızı nasıl etkiliyor?
Benim işimde özel hayat diye birşey yok, üç okulda birden ders veriyorum. Televizyona program veya dizi yapıyorum, oyun, kitap çalışmalarım oluyor. Tiyatronun yönetimini yapınca başka birşeye vaktim kalmıyor. Yapacağım tüm işleri yazıyorum ve yazdıklarıma da uyuyorum, çok programlı, planlı biriyim. Zaten böyle olmasam bu kadar işin altından kalkmam zor olur. Her yıl Haziran ayının gelmesini dinlenmeyi bekliyorum.

Tiyatrocu olmasaydınız, hangi mesleği tercih ederdiniz?
Haksızlığa çok dayanamıyorum, adalet duygum ağır bastığı için avukat olmak. Öğretmeyi sevdiğim için de öğretmen olmak isterdim. Zaten yıllardır öğretmenlik yapıyorum. Oyunculuğun en güzel yanı olmak istediğiniz herşeyi olabilmek. İki kere avukat rolünde de oynadım.

Türkiye’de sanatçı olmak gerçekten zor, sizin karşılaştığınız güçlükler oldu mu?
Herkesin hayatında zorluklar var. Çok kolay elde edilenlerin pek de bir kıymeti yok. İnsanlar istediklerine ulaşmak için biraz emek vermeliler, hayat, meslek, sevgi, dostluklar emek ister. Bu emeği vermediğiniz zaman da erir giderler. Sıkıntısıyla, günahıyla sevabıyla mesleğimi çok sevdim, mesleğime emek verdim. O yüzden bunca yıldır bu mesleğin içindeyim.

Oyunculuk kariyerinizde mizah ağırlıklı projelerde yer aldınız. Mizah sizin tercihiniz miydi?
İlk oynadığım oyun, dramdı ve oyundaki herkes ağlıyordu. Oysa ben gülmeyi daha çok yakıştırıyorum insanlara. Ağlamak kadar insanca bir şey gülmek, hatta biraz daha öte. Üzülmek duygularla ilgili ama gülmek hem  duygularla hem de zeka ile de ilgili. Benim zekaya büyük zaafım vardır. Sanırım bu yüzden de güldürmeyi seçtim.

En severek, etkilenerek oynadığınız karakter hangisidir?
Tiyatroda Sadık Şendil’ün yazdığı, 1968’de İstanbul Tiyatrosu’nda oynadığım “Çılgın Yenge” ile yine Sadık Şendil’in yazdığı “Kanlı Nigar”daki rollerimi çok severek oynadım. Filmlerden Orhan Kemal’in Bekçi Murtaza’daki rolümü çok severek oynadım.
Filmdeki performansımı İtalyan gazeteleri çok övdü, hatta Jack Nicholson Prizzi’nin Onuru adlı filmdeki rolüyle Oscar’a aday gösterildiğinde İtalyan gazeteler, Jack Nicholson’ı Müjdat Gezen’den sade oyunculuk öğrensin diye eleştirmişlerdi ancak sonradan Jack Nicholson ordaki rolüyle Oscar aldı.

Öğrenci seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?
Nitelikli öğrenciler seçmeye dikkat ediyoruz. Öğrencilerimin yetenekli, kişilikli, hayata bakış açısından üst düzeyde olmalarına özen gösteriyoruz. Her konservatuar gibi sınavlarımız var. 7 aşamayla öğrenci alıyoruz. Genel kültür sınavlarının dışında Psikolog Tülin Arman bizi yönlendiriyor, psikolojik bir test yapıyoruz. Çok başarılı bir test bugüne kadar hiç yanılmadık.

Gençlerin kariyer düşünceleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Biz daha kısıtlı koşullarda yaşadık, gençler artık meslek seçimlerinde daha özgür.
Aslında herkes mutlu olduğu, olacağı mesleği seçsin diyorum ama baktığım zamanda bunun mümkün olmadığını da görüyorum. Üniversite koşulları, gereken puanın alınamaması gençlerin hayatını belirliyor. Sonradan mutsuz olunacağına başta bir kere başta mutsuz olsunlar diyorum, herkes istediği işi yapmak için gayret etsin. Dört defa bizim sınavlarımıza giren kendini geliştirerek ve dördüncüde kazanan var.
Nasıl bir öğretmensiniz? Siz konservatuardayken hangi hocalarınızı daha çok severdiniz?
Öğrencilerimle, öğretmen-öğrenci ilişkisinden çok usta-çırak ilişkisi kuruyorum. Biraz daha sert, disiplinli, kuralları olan hocalarımız var. Biraz daha yumuşağım bu konuda, meslektaş ilişkisi kurmayı tercih ediyorum. Sonuçta öğrencilerim benimle birkaç sene sonra aynı sahneyi paylaşacaklar, meslektaşım olacaklar. Bana bir şey öğreten bütün hocalarımı severdim. Ahmet Kutsi Tecer, Melih Cevdet Anday, Sabahattin Kudret Aksal gibi çok büyük, önemli hocalarla çalıştım.

Sizce başarılı olmanın sırrı nedir?
Bu meslekte yetenek ön planda, eğitim almak ve fark yaratabilmek, yapılmayanı yapabilmek önemli. Yapılan birşeyi yeniden yapmanın topluma veya bu mesleğe tuğla koyacağı inancını taşımıyorum. Öğrencilerimin yapılmamış, denenememiş şeyleri denemelerini çok istiyorum. Çıkış noktaları aramalı, Türk tarzı bir oyunculuğun gelişmesi için emek vermeliler.

Birçok tiyatro, sinema ve televizyon filminde rol aldınız. Aralarında nasıl bir ayrım görüyorsunuz?
Oyuncuyum, sinemada, tiyatroda, dizilerde hatta reklam filmlerinde oynuyorum. Çok kafama yatmayan projelerde yer almıyorum. Artık dizi çekmek istemiyorum çünkü haftada dört gün çekimi, bir günde dublajı sürdüğü için dizi çok zamanımı alıyor. Müjdat Gezen Sanat Merkezleri’nde ders vermek,  Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümünü yönetmek, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tiyatro yönetimi ve provalarının hepsini birden yapmam zor oluyor.

Geleceğe yönelik projeleriniz nelerdir?
Önümüzdeki sezon için iki oyun üst sahnede, iki oyun da alt sahnede oynanacak. Savaş Dinçer sahnesinde de Savaş Dinçer iki oyun yazıp yönetecek. Uzun metrajda oynamayı da seviyorum, Eylül ayında bir film projesinde yer alacağım, Sefa Ünal’ın çekeceği filmde Türkan Şoray’la oynayacağız.

Müjdat Gezen Biyografi: Müjdat Gezen, 29 Ekim 1943 yılında İstanbul Fatih’te dünyaya geldi. Tiyatro sahnesine ilk kez öğretmeninin ısrarıyla 1953 yılında ilkokul piyesine çıktı. Aynı yıl Doğan Kardeş çocuk dergisinde şiirleri yayımlandı. Yine bu yıllarda İstanbul Radyosu Çocuk Kulübü’nde mikrofonla tanıştı. 1956-57 yıllarında çeşitli amatör tiyatro topluluklarında rol aldı. 1960 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda profesyonel oyunculuğa adım attı. 1961 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne girdi. 1962 yılında ilk filmini çevirdi ve 1963 yılında ilk özel tiyatro çalışmasını yaptı. Münir Özkul ve Muammer Karaca Tiyatrolarına girdi, 1963-64 yıllarında sanat dergilerinde şiirleri çıktı. 1966 yılında Ulvi Uraz Tiyatrosu’na girdi, 1967 yılında arkadaşlarıyla birlikte Halk Oyuncularını kurdu. 1968 yılında ilk kez kendi özel tiyatrosunu açtı ve aynı sezon İstanbul Tiyatrosu’nda çalıştı. 1970 yılında sahne, film, TV çalışmalarında bulundu. Aynı yıl kızı Elif dünyaya geldi. İlk kitabını 1975 yılında yayınlandı. Yayınlanmış 38 kitabı var ve bunlardan 9 tanesi okullarda yardımcı ders kitabı olarak okutuluyor. 1982 yılında bir yayınevi kurdu, yine aynı yıl İstanbul B.Konservatuvarı’nda öğretmenlik yaptı. İ.Ü. Devlet Konservatuvarı’nda Türk Tiyatrosu öğretmenliği yaparken yazar arkadaşı Kandemir Konduk’la birlikte “Güldürü Üretim Merkezi”ni kurdu ve büyük gazetelerde mizah sayfası yönetti. 1991 yılında MSM’(Müjdat Gezeb Sanat Merkezi)yi kurdu. 1992 yılında “MSM Ormanı”nı kurdu. 1995 yılında Hamlet Efendi adlı oyunu ödül aldı ve Devlet Tiyatroları’nda oynandı. 1996-98 Cumhuriyet gazetesinde yazadı ve 1997 Devlet Tiyatroları’nda oyun yönetti, “Babam” adlı oyunu ile ödül aldı. 1998 yılında ilk kez adını taşıyan tiyatrosunu, 2001 yılında MSM Huzurevi’ni kurdu. Yüz civarında filmde, elli civarında oyunda, binden fazla radyo ve TV. skecinde rol aldı, bunların bir bölümünü yazdı ve yönetti. Yirmibeş’den fazla oyun, sekiz sinema filmi ve beş TV dizisi yönetmenliği yaptı. Müjdat Gezen; Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde ve Kadir Has Üniversitesi Tiyatro bölümünde Bölüm Başkanlığı görevini yürütüyor, dersler veriyor. Sinemada, tiyatroda, dizilerde ve reklam filmlerinde yer alıyor.

 

Yazar: Pınar Nogay


Gazeteci olmak için yola çıkarak Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Basın Yayın eğitimi aldı. Sektörel yayınlarda tecrübe kazanan, 2007 yılında Kariyer’de Editör olarak çalışmaya başlayan Nogay, 2011’den bu yana Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yapıyor.

Henüz yorum yapılmadı

Görüşlerinizi yazın