2026’da Terfi Etmeniz İçin 7 Strateji

terfi görüşmesi

Ne zamandır terfi almak istiyorsunuz, bunu değerlendirme toplantısında da ifade ettiniz… İş sonuçlarınız iyi olmasına rağmen bir türlü o adım gelmiyor.

Neden?

Çünkü terfi kararları sadece “ne yaptığınıza” bakılarak verilmiyor. Nasıl yaptığınız, kiminle nasıl iletişim kurduğunuz, stres altında nasıl göründüğünüz — bunların hepsi aslında bu süreci derinden etkiliyor. Çoğu zaman bu kararlar, sizin olmadığınız bir toplantıda, sizin hakkınızda konuşularak alınıyor.

İşte o toplantıda lehinize konuşulmasını sağlayacak 7 strateji:

Yöneticinizin Detay İsteme Derinliğini Bilin

Sizi terfi ettirecek kişi, büyük ihtimalle doğrudan yöneticinizdir. Onda farkında olmadan stres yaratan en yaygın şey, iletişimdeki uyumsuzluktur: bu da sizin onunla çok fazla veya çok az detay paylaşmanızla ortaya çıkar.

Özellikle bir şeyler ters gittiğinde bu kritik hale gelir. Bir proje raydan çıktı, bir müşteri şikayet etti, bir deadline’a yetişemediniz…. Bu anı yöneticinize nasıl aktarıyorsunuz?

Etkili bir yöntem var: Önce sonucu söyleyin, sonra detayı sunun. Ne oluyor, neden önemli, ne yapıyorsunuz ve güncellenmiş sonuç ne olacak — bu dört cümle çoğu zaman yeterlidir. Detayları ise hazır tutun; yöneticiniz isterse açarsınız.

Bunu yapmak sadece bilgi aktarımı değildir. Yöneticinize “ben bu işi kontrol altında tutuyorum” mesajı verirsiniz. Bu güven hissi, terfi kararlarında düşündüğünüzden çok daha ağır basar.

Haklı Olduğunuzda Bile Bazen Bırakın

İş hayatında haklı olduğunuz ve karşınızdakinin yanıldığı anlar mutlaka olacak. Bu anlarda ne yaptığınız, karakteriniz hakkında düşündüğünüzden fazlasını söyler.

Her durumda haklılığınızı kanıtlama ihtiyacı, zaman zaman sizi uzlaşmaya kapalı biri gibi gösterebilir. Oysa bazı durumlarda ısrar etmek yerine süreci ve ilişkiyi gözetmek daha yapıcı olabilir. Bu yaklaşım bir geri adım değil, duygusal farkındalık ve profesyonel olgunluk göstergesidir.

Terfi toplantılarında şu sorulur: “Bu kişi beklenmedik durumlarla başa çıkabiliyor mu? Plan değiştiğinde uyum sağlıyor mu?” Bu soruya verilecek cevap sizin haklılığınızı ispatlama biçiminizi ve duygusal derinliğinizi belirliyebilir.

Çözüm Odaklı Bir Yaklaşım Benimseyin

Üst yönetimin dikkat ettiği konulardan biri, çalışanların zorlu durumlara nasıl yaklaştığıdır. Yalnızca sorunlara odaklanan ya da detaylarda kaybolan bir tutum, kişinin potansiyelini gölgede bırakabilir. Buna karşılık büyük resmi görebilen ve çözüm üretmeye odaklanan bir yaklaşım, güven oluşturur.

Bir sorun olduğunda en güçlü tepki şudur: “Nasıl çözeriz? Ben ne yapabilirim?” Bu bir cümle değil, bir zihniyettir. Sorunu sahipleniyorsunuz ama drama yaratmıyorsunuz.

Bu, her şeye evet demek veya sınırsızca iş yüklenmek anlamına gelmiyor. Duygusal olarak dengede kalmak, sorunla aranıza mesafe koyabilmek ve çözüm odaklı bir tutum sergilemek anlamına geliyor. Üst yönetim, kriz anında sakin kalabilen insanlara terfi verir — güzel günlerde herkes iyi görünür.

Yöneticinizin Yöneticisini Etkileyin

Üst yöneticiyle birebir görüşme fırsatı geldiğinde çoğu kişi ya gerilir ya da günlük işlerden bahseder. Oysa bu görüşme, kendinizi stratejik düşünen biri olarak konumlandırmanın en iyi fırsatıdır.

Doğru sorular sorun. “Şu an gördüğünüz en büyük riskimiz ne?” “Hafife aldığımızı düşündüğünüz bir konu var mı?” “Henüz değerlendiremediğimiz fırsatlar neler?” “Başarıyı hangi metriklere bakarak ölçüyorsunuz?”

Bu sorular sizi operasyonel düzeyden stratejik düzeye taşır. Üst yönetici, sadece kendi işini yapan birini değil, şirketin bütününü düşünen birini görür. Ve terfi toplantısında sizin adınız geçtiğinde, akıllarında bu izlenim olur.

Kararsızlığı Bırakın

Birinden en sevdiği yöneticiyi anlatmasını isteyin. Büyük ihtimalle “çok kararlıydı, hızlı karar verirdi ve gerektiğinde kolayca pivot yapardı” diyeceklerdir.

Mükemmeliyetçilik veya belirsizlik korkusu, karar almayı sürekli ertelemenize neden olabilir. İnsanlar karar alan liderleri takip eder. Yanlış karar almaktan korkmak, hiç karar almamaktan daha az maliyetlidir. Hayatın sonunda insanların en çok pişmanlık duyduğu şey, yaptıkları değil yapmadıkları olur — terfi kararları için de bu böyledir.

Pratik bir yöntem: Kararın önünde durduğunuzda, olabilecek en iyi ve en kötü sonucu yazın. İki senaryoyu yürütün. Çoğu zaman en kötü senaryo bile yönetilebilir olduğunu görürsünüz. Karar alın, temsil edin, gerekirse düzeltin.

Yapıcı Biçimde İtiraz Edin

Yöneticinize itiraz etmeniz gereken anlar olacak. Fikirlerinizi hiç paylaşmamak görünürlüğünüzü azaltabilir; uygun bir çerçeve olmadan ifade etmek ise yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu nedenle itirazın kendisinden çok, nasıl dile getirildiği önemlidir.

Böyle durumlarda önce kendinize şu soruyu sormak faydalı olabilir: Sessiz kalmak hangi riski doğurabilir? Eğer şirket için risk, sizin rahatsızlığınızdan büyükse, konuşun. Kendinizi “nasıl” ifade ettiğiniz bu anda kritik önemdedir.

İzin isteyin: “Bu konuyu sizinle başka bir açıdan tartışabilir miyim?” Bu tek cümle dinamiği değiştirir — artık karşı çıkmıyorsunuz, birlikte düşünüyorsunuz. Sonra merak diliyle çerçeveleyin: “Bu değişikliğin şu önceliğimizi etkileyip etkilemeyeceğini merak ediyorum” demek, “bu işe yaramaz” demekten çok farklı bir izlenim bırakır.

Bu yaklaşım, yöneticinizin kararını güçlendirmeye çalıştığınızı gösterir. Çok fikri olan biriyle, durumu anlayan birinin farkı budur.

Önceliklerinizi Belirleyin

Önceliklerinizi ve iş yükünüzü bilinçli şekilde yönetmek, katkınızı en değerli olduğu alanlara yönlendirmenizi sağlar. Bu yaklaşım hem etkinizi artırır hem de profesyonel duruşunuzu güçlendirir.

Başkalarına destek olurken mevcut planınızı göz önünde bulundurmak önemlidir. Nazik ve net bir ifade çoğu zaman yeterlidir:
“Teşekkürler, önümüzdeki iki haftalık planım oldukça yoğun, bu konuda alan açmam zor görünüyor.”

Önemli olan yalnızca “hayır” demek değil; bunu hazırlıklı ve profesyonel bir şekilde ifade edebilmektir. Böylece hem iş yükünüzü dengede tutabilir hem de enerjinizi gerçekten fark yaratacağınız alanlara odaklayabilirsiniz.

Son Söz

Terfi, sadece iş sonuçlarıyla gelmez. Nasıl iletişim kurduğunuz, stres altında nasıl göründüğünüz, ne zaman konuşup ne zaman sustuğunuz, büyük resmi görüp görmediğiniz — bunların hepsi çoğu zaman sizin olmadığınız bir ortamda değerlendirilir.

Terfi kararlarından önce güçlü bir izlenim bırakmak istiyorsanız bu 7 stratejiyi günlük iş hayatınıza entegre etmeye başlayın. Hepsini birden değil — bu hafta sadece birini seçin ve deneyin.

Loading spinner
Bertay Fişekçi, 23 yıllık kurumsal hayatının ardından çalışan bağlılığı, kültür dönüşümü, orta kademe yöneticilerin beceri gelişimi alanlarına odaklanmıştır ve bu konularda şirketlere profesyonel destek vermektedir. İnsan odaklı organizasyonların daha da geliştirici, kârlı ve çekici olduğu inancıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Fişekçi; yüz yüze seminerler, online etkinler, podcast yayınlarıyla bilgilerini aktarmanın yanında; kişisel blogunda ve Kariyer.net bloglarında yayınlanan içerikleriyle de okuyucularla buluşmaktadır.
**İçeriklerimizle ilgili görüş ve önerilerinizi editor@kariyer.net adresinden bize iletebilirsiniz.