PISA 2025 sonuçları açıklandı ve Türkiye üç alanda da puanını en fazla artıran OECD ülkesi olarak öne çıktı. Fen bilimlerinde 494, okumada 472, matematikte 462 puana ulaşan Türkiye; fen ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıktı, matematikte ise ortalamaya kayda değer ölçüde yaklaştı. Bu tablo, üniversite tercihine hazırlanan lise son sınıf öğrencilerini de yakından ilgilendiriyor. Çünkü PISA verileri; öğretmen niteliği, müfredat ve öğrenme ortamı gibi başlıklarda önümüzdeki yılların eğitim politikasına yön veren temel göstergelerden biri konumunda. Sonuçların ayrıntısına ve alan bazlı değişime bu rehberde bakıyorsun.
PISA 2026 nedir ve hedefleri neler?
PISA, OECD tarafından üç yılda bir yapılan ve 15 yaş grubundaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen becerilerini ölçen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı'dır. 2025 döngüsüne 91 ülke katıldı; sonuçlar 2026 yılında kamuoyuyla paylaşıldı. Programın temel hedefi, öğrencilerin ezberlenmiş bilgi yerine gerçek yaşam problemlerinde bu bilgiyi kullanabilme becerisini ölçmek. Sonuçlar; ülkelerin müfredatlarını gözden geçirmesi, öğretmen politikalarını güncellemesi ve eşitlik göstergelerini takip edebilmesi için referans kabul ediliyor. Türkiye açısından PISA 2025, son on yılın en belirgin sıçramasının kayda geçtiği döngü oldu. Sıralama tabloları; fen bilimlerinde 15 basamak, okumada 18 basamak, matematikte 11 basamak yükseliş gösterdi. Bu tablo, yükseköğretim planlaması yapan öğrencinin ortaöğretim çıktısını hangi zeminde aldığını anlamasına yardımcı oluyor.
Türkiye'nin fen bilimleri alanındaki yükselişi
Türkiye, PISA 2025'te fen bilimlerinde 494 puana ulaşarak OECD ortalamasının üzerine çıktı ve sıralamasını 15 basamak birden yükseltti. Bu değer, 2022 sonuçlarına göre 18 puanlık artışa denk geliyor ve Türkiye'yi bu alanda puanını en fazla artıran ülke konumuna taşıyor. Yükselişi destekleyen diğer kritik unsurlar şöyle sıralanıyor:
- Fen laboratuvarı erişimine yönelik yatırımların ortaokul ve lise düzeyinde yaygınlaşması
- Öğretmen mesleki gelişim programlarının sürekli hâle getirilmesi
- Sorgulama temelli öğrenme yaklaşımının müfredata daha güçlü biçimde yerleşmesi
- PISA soru formatına uygun ölçme değerlendirme örneklerinin sınıf içi uygulamalara girmesi
- Fen alanına ilgi duyan öğrenciler için proje ve olimpiyat çalışmalarının artması
Bu tablo, sayısal alanda üniversiteye hazırlanan öğrenci açısından da anlamlı bir gösterge sunuyor. Fen bilimleri temelinde güçlenen bir ortaöğretim, mühendislik, sağlık ve temel bilim tercihlerinde adayın hazırbulunuşluğunu doğrudan etkileyen bir zemin oluşturuyor.
Matematikte sıralamada büyük artış
Türkiye, PISA 2025 matematik alanında 462 puana ulaşarak sıralamasını 11 basamak birden yükseltti ve 2022'ye göre yaklaşık 9 puanlık artış kaydetti. Bu yükselişi anlamlı kılan süreç birkaç adımda özetlenebiliyor:
- Temel kavram öğretiminin güçlenmesi: Dört işlem, oran, orantı ve cebir gibi çekirdek konularda öğrencinin işlem hızından çok kavramsal anlamayı geliştiren uygulamalar öne çıktı.
- Problem çözme odaklı yaklaşımın yaygınlaşması: Gerçek hayat bağlamlı sorular sınıf içi çalışmalara ve merkezi sınav örneklerine yerleşti; bu format PISA sorularıyla örtüşüyor.
- Öğretmen eğitimlerinin sürekliliği: Matematik öğretmenlerine yönelik hizmet içi programlar, modern öğretim yöntemlerinin sınıflara aktarımını hızlandırdı.
- Ölçme değerlendirmenin çeşitlenmesi: Yalnızca çoktan seçmeli değil, açık uçlu ve süreç odaklı ölçme örnekleri öğrencinin muhakeme becerisini besledi.
- Erişim eşitliğinin desteklenmesi: Bölgeler arası fark kapanmaya başladıkça matematik ortalamasına katkı sağlayan öğrenci havuzu genişledi.
Bu tablo, sayısal ve eşit ağırlık puan türlerinde tercih yapacak adayın gördüğü ortaöğretim müfredatının PISA göstergeleriyle uyumunu yansıtıyor.
OECD ülkeleri arasındaki sıralamalar nasıl değişti?
Türkiye, OECD ülkeleri arasında PISA 2025'te üç alanda da puanını en fazla artıran ülke oldu. Fen bilimlerinde 15, okuma becerilerinde 18, matematikte 11 basamak yükselerek OECD içindeki konumunu belirgin biçimde iyileştirdi. Fen bilimleri ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıkan Türkiye, matematikte ise ortalamaya yaklaşan bir çizgiye ulaştı. OECD Eğitim ve Beceriler Direktörü Andreas Schleicher, Türkiye'nin 2022 ile 2025 arasında matematik, okuma ve fen alanlarının üçünde de performansını artıran az sayıdaki ülkeden biri olduğunu ifade etti. Bu değerlendirme, ülkelerin çoğunda pandemi sonrası kayıpların sürdüğü bir dönemde Türkiye'nin farklılaşan bir eğilim ortaya koyduğunu gösteriyor.
PISA 2026 SONUÇLARINA GÖRE TÜRKİYE, HER ALANDA "EN FAZLA YÜKSELEN ÜLKE" OLDU
Türkiye'nin üç alandaki eş zamanlı yükselişi, hem güçlü yönleri hem de üzerinde çalışılması gereken alanları birlikte gösteriyor.
Avantajları (Artıları)
- Fen bilimlerinde 494 puanla OECD ortalamasının üzerine çıkarak sayısal alanda güçlü bir taban oluşması
- Okuma becerilerinde 472 puanla ortalamayı geçmesi ve dil temelli derslerde okuduğunu anlama düzeyinin yükselmesi
- Üç alanda birden puan artıran az sayıdaki OECD ülkesinden biri olması ve bunun politika istikrarına işaret etmesi
Dezavantajları (Eksileri)
- Matematik puanı 462 değeriyle OECD ortalamasına yaklaşmış olsa da eşiğin altında kalması
- Bölgeler ve okul türleri arası performans farkının kapanma hızının izlenmeye devam etmesi gerekmesi
- Üst düzey beceri gerektiren sorularda yüksek performanslı öğrenci oranının artırılmasının bir sonraki hedef olarak öne çıkması
Bu tablo, üniversite tercih sürecinde kendi ilgi alanının ortaöğretim çıktısındaki karşılığını değerlendirmen açısından anlamlı bir başlangıç noktası sunuyor.









