Bu Tercih Senin Tercihin: YKS Tercih Döneminde Kararlarını Şekillendiren Gizli Faktörler

Üniversite tercihlerinin şekillendiği günlerden geçiyorsun. Bölümlerin tercih sayılarını nelerin etkilediğini ve bunların yerleşme sonuçlarına yansımalarını biraz inceleyelim istersen.

Puan Türleri ve Tercih Listesi Stratejisi

Eğer sınav sonrasında sistem senin için bir puan hesaplamışsa o puan türünde tercih yapabilme hakkına sahipsin. Hesaplamaya değer başarı gösteremediğin bir puan türünden ise ne yazık ki seçim yapamıyorsun.

TYT tek puan türünden oluşuyor ve 2 yıllık programları tercih etmen için kullanabiliyorsun. AYT’de ise Sözel, Sayısal ve Eşit Ağırlıklı olmak üzere 3 puan türü var. Bunlar ise 4 yıllık programları seçmenin olmazsa olmazı. Bir de yabancı dil testine girdiysen dil puanına da sahip olabiliyorsun ve o da 4 yıllık tercihlerde kullanabileceğin bir puan türü. Doğal olarak sınav sonuç belgende en fazla 5 farklı puan türünden puanın hesaplanmış olabilir. Ancak bütün tercihlerini bu 5 puan türünden de yapmak zorunda değilsin. Sağlıklı da değil zaten. Bir veya iki puan türünden bir liste oluşturman daha bilinçli tercih yaptığının da göstergesi.

24 Tercih Hakkı Nasıl Kullanılmalı?

Sistem sana toplamda 24 seçim hakkı veriyor. Bunun ister tamamını istersen bir kısmını kullan sorun yok. Ancak tercih sayın arttıkça şansının da artması muhtemel. Eğer listen daha geniş bir sıralama aralığından ve daha çok sayıda programdan oluşuyorsa açıkta kalman neredeyse imkansız hale gelebiliyor.

Türkiye genelinde akranların 24 tercih hakkını ancak 12’sini kullanıyorlar. Bazı rakiplerin tabi ki 24 tercih yapıyorlar ama bazıları da 1 veya 2 tercih yapıp listeyi kapatabiliyor. Sana tavsiyem bu kadar az sayıda tercihle süreci noktalamaman.

Çok Tercih Almak Nitelik Göstergesi midir?

Bir programın çok tercih alması o bölümün niteliği hakkında doğrudan bir ipucu da vermiyor. Özellikle üst düzey başarıdaki rakiplerinin seçtiği programlar herkes tarafından hayal edilse de herkesin tercihine girmeyi başaramıyor. Liste genelde başarı sırasına yakın yerlerden oluştuğu için az sayıda olan üst düzey başarılı öğrencilerin seçtikleri programlar da yine az sayıda tercih alıyorlar. Örneğin geçen yıl Kafkas Üniversitesi Tıp Fakültesini 6 bin 787 aday tercih listesinden göstermişken zirvedeki Hacettepe İngilizce Tıbbı sadece 2 bin 160 aday listesine aldı. Bir bölümün çok tercih alması nitelik sorgulaması yapman için yeterli bir parametre değil. Bunu, ucuz ürün satan eko bir mağazanın lüks ve pahalı ürünler satan elit bir mağazadan daha çok müşteri sayısına sahip olması metaforu ile örnekleyebilirim.

Kontenjan Kuyrukları: Bir Koltuk İçin Kaç Kişi Yarışıyor?

Tercih sayısından daha önemli olan bir kontenjan ya da koltuk için akademinin kapısında oluşan kuyruk. Örneğin bazı bölümlerde o bir koltuğa oturabilmek için 4 ya da 5 rakibin yarışıyorken bazen bu sayı 40-50’lere kadar çıkabiliyor. Bu da seçmeyi düşündüğün programın kontenjanını doldurup doldurmayacağı ve puanının yükselip yükselmeyeceğine ilişkin daha somut bir parametre sunuyor. Öte yandan önünde kuyruk oluşan programlar da doğal olarak seni ve rakiplerini cezbeden, hayalini süsleyen, onu kazanıyor ve okuyor olmaktan mutlu olabileceğin programlar. Örneğin yine geçen yıl Ebeliğin 1 kişilik yeri için 39 kişi sıraya girdi ve geçen yılın zirvesinde olanlardan biriydi. Hemşirelikte 30, Özel Eğitim Öğretmenliğinde 29, Eczacılıkta 23, Tıpta ve Hukukta 19, Psikolojide 13 ve fen bilgisi öğretmenliğinde ise 3 kişi kuyruk oluşturmuştu. Hemşirelik, ebelik ve diğer yüksek talep görenler kontenjanlarını yüksek puanlı rakiplerinle doldururken fen bilgisi öğretmenliği boş kalmıştı. O halde seçimlerini yaparken programın önünde oluşan kuyruğa da bakman yararlı olabilir.

Devlet mi Vakıf mı? Tercih Dağılımındaki %81 / %19 Gerçeği

Sistemde tercihlerine kaynaklık edecek iki üniversite türü bulunuyor. Biri eğitimin nispeten ücretsiz olduğu devlet üniversiteleri bir diğeri de eğitimin kısmi ya da tamamı ücretli olabilen vakıf ve KKTC üniversiteleri. Bunlar da aldıkları tercih sayısı bakımından son derece çarpıcı sonuçlar veriyor sana. Tüm üniversite kapasitesinin yani bir yılda üniversitelere alınacak her yüz öğrencinin 81’i devlet üniversitelerine 19’u ise vakıf ve diğer üniversitelere ait programlardan oluşuyor. Oysa tercih sayılarına baktığında göreceksin ki her 100 öğrenciden sadece 9’u vakıf ve diğer üniversiteleri tercih ederken, 91’i tamamen eğitimin ücretsiz olduğu devlet üniversitelerine yöneliyor. Bu da devlet üniversitelerine yerleşme şansını biraz zora sokacak bir sonuç yaratabiliyor. Vakıfa girmen daha kolay devlete girebilmen biraz daha zor.

Barajlı ve Barajsız Bölümlerde Rakip Trafiği

Sistemde bir sıralama barajlı bir de barajsız bölümler var. Yani Hukuk seçmek istediğinde sistem seni eşit ağırlıklı puanda ilk 100 binde görmek istiyor ve daha arkalarda bir sıra elde etmişsen hukuk tercih edemiyorsun. Hakeza Tıpta 50 bin, Diş hekimliğinde 80 bin, Eczacılıkta 100 bin mimarlıkta 250 bin ve mühendislikler ile öğretmenliklerde de 300 binlik dilim içinde olmalısın ki bunlardan listeni oluşturabilesin. Doğal olarak barajlı bölümleri seçebilecek aday sayısı bir anda kısıtlanmış oluyor. Oysa baraj gerektirmeyen programlar için puanının hesaplanması yeterli. Çok geniş yelpazeden tercih aldıkları için bu programların önünde aşırı yoğunluk ve trafik oluşabiliyor. Mimarlık bölümü kontenjanlarını dolduramıyorken, barajsız iç mimarlık kapalı gişe oynuyor mesela. İşte seçimlerini yaparken rakip profilinin yüksek ilgi gösterebileceği ve barajı olmayan bölümlere biraz daha ihtiyatla yaklaşman ve yelpazeni geniş tutman gerekiyor.

Adaylar Neden Devlet Üniversitelerine Yöneliyor?

Rakiplerin neden devlet üniversitelerini yazıyorlar?

Ekonomik Gerekçeler ve Kendi Şehrinde Okuma Eğilimi

Eğitimin ücretsiz oluşu en belirleyici etkenlerden biri. Tek başına bu değil elbette. Çünkü bazı öğrenciler bir programı sıradan bir devlet üniversitesinde okumak yerine daha nitelikli bir vakıf üniversitesinde ücretli okumayı da tercih edebiliyor.

Devlet üniversitelerinin vakıflara oranla daha yaygın olması bir diğer etken. Ülkemizin her ilinde hatta bazı ilçelerine üniversitenin merkez kampüsleri bulunuyor. Bazılarında birden çok devlet üniversitesi ile de karşılaşman mümkün. Akademik hayatını kendi ilinde doğduğun büyüdüğün ve yaşadığın kentte sürdürme eğilimi de gittikçe artıyor. Elbette bunun ekonomik gerekçeleri de var. Her ne kadar eğitim ücretsiz olsa da bir başka kente gittiğinde eğitim dışı harcamaların da önemli bir yekun oluşturabiliyor. Bu da rakiplerini kendi ilinde kalmaya zorlayan etkenlerden biri.

Program Çeşitliliği, Gelenek ve Geçmişten Gelen Marka Değeri

Devlet üniversitelerindeki program çeşitliliği daha fazla. Bunlar hem günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeni jenerasyon bölümleri hem de akademinin olmazsa olmazı temel bilimleri bünyelerinde barındırıyorlar. Bu da devlet üniversitelerinin çok tercih edilme sebepleri arasında.

Devlet üniversitelerinin köklü geçmişi ve marka değeri hala çoğu vakıf üniversitesinin daha üzerinde. Elbette öğretime başlayalı uzun süre geçmemiş yeni devlet üniversiteleri de yok değil var ama bazılarının yüz yıllık tarihi ve oluşturduğu gelenek ve algı bu üniversitelere olan ilgiyi artırıyor. ODTÜ’de İTÜ’de okumak uzun yıllardır bir kalite olgusu olarak gündemini korumaya devam ediyor.

Önlisans Ağları ve Meslek Yüksekokulu Dinamikleri

Üniversite deyince hep nitelikli 4 yıllık lisans programları algılansa da çok sayıda 2 yıllık önlisans alternatifi de var ve devlet üniversiteleri meslek yüksekokulu örgütlenmesinde adeta ülkede bir ağ oluşturmuş durumda. Kent merkezlerinde olduğu gibi ilçe ve kasabalarda da bir akademik birim bulabilmek mümkün. Bu okulların da başarı düzeyi buna uyan alıcıları var elbette. Vakıflarda da meslek yüksekokulları var ama devlet kadar geniş bir ağa yayılmış değil. Bir de zaten marka değeri algısı zayıf olan vakıfların marka değeri düşük bir 2 yıllık programı seni çok cezbetmeyebiliyor da. Vakıflar bu sorunu günümüz ihtiyaçlarına doğrudan cevap verecek daha güncel önlisans alanlarını eğitime açarak kapatmaya çalışıyorlar.

Bir Bölümü Seçmeni veya Elemeni Sağlayan Temel Kriterler

Bir programı seçmeni ya da seçmemeni neler belirliyor?

İstihdam Kolaylığı, Mesleki Saygınlık ve Gelir Düzeyi

Programın mezunlarına duyulan ihtiyaç en belirgin özelliklerin başında geliyor. Bu bölümün önü açık mı sorusu tamamen iş ve istihdam dünyasına geçiş trafiğini sorgulayan bir soru.

Bir bölümün istihdama geçişinin yanında mezunlarına kazandırdığı saygınlığı, statüsü ve gelir dağılımı da belirleyici unsurların başında geliyor. İşe çabuk yerleşmen evet güzel bir şey ama ne iş yaptığın, hangi unvanları kazandığın, çevrendekilerin sana olan bakışı, mesleğinin toplumsal saygınlığı ve gelir düzeyi de bu açıdan önemli bir parametre.

Vizyon, Ağ (Network) ve Bireysel Gelişim Beklentisi

Akademik programları salt iş ve mesleki gelişim süreci olarak değerlendirmeyen bir eğilim de var. Eğitimli ve kültürlü olman, geniş bir perspektif ve bakış açısı kazanman, olayları ve olguları objektif değerlendirebilmen, evrensel değerlere sahip olman, yeni bir network oluşturma isteğin gibi pek çok paha biçilmez özellik sayabilirim. Bunları sana kazandıracak bölümleri daha çok arzuluyor ve listende yer veriyorsun.

Son Söz: Aceleye Getirilmemiş Doğru Bir Karar

Özetle tercihleri sadece puanlar ve sıralar etkilemiyor. Evet, onlar bir ölçü birimi olarak başvurman gereken parametrelerden belki ama daha onlarca farklı seçenek o listeye girecek programların hangisi olacağını belirliyor. Zaten tercihlerini çok yönlü ve çok boyutlu düşündüğünde doğru kararlar alabiliyorsun. Aceleye getirdiğin bir süreç sonunda doğru adresi bulman zorlaşabiliyor. Bu da emek, zaman, para ve hepsinden de önemlisi hayallerinin kaybı.

Tercih senin. Bu, senin tercihin…

Loading spinner
Salim Ünsal, 30 yıllık kariyer hayatı boyunca ülkemizdeki ve dünyadaki merkezi sınavların teknik ve istatistik analizlerini yaparak, adayların sınav psikolojisi ve başarısına etkisi üzerinde çalışmalar yapmıştır. Ülkemizdeki merkezi sınavlarla ilgili önemli bir bilgi kaynağı olan Ünsal, sunduğu güvenilir verilerle adaylara yön göstermektedir. Sınav ve tercih süreciyle ilgili yaptığı birçok radyo ve televizyon yayınıyla geniş kitlelere ulaşmaktadır. Kendini "Rehberlik ekipler amiri" olarak tanımlayan Ünsal, pek çok rehber öğretmenin ve kariyer danışmanının çalışmalarına da rehberlik etmektedir.
**İçeriklerimizle ilgili görüş ve önerilerinizi editor@kariyer.net adresinden bize iletebilirsiniz.