Hayatta olup biten çoğu şeyin kendi kontrolümüzde olduğunu düşünsek de bazen yaşadıklarımız bunun böyle olmadığını bize gösterebilir. Aslında insanın hayatta net olarak kontrol edebildiği iki şey bulunuyor. Girişimci, Yazar Perçin İmrek, kendi kontrolün altında olan bu iki kavramı senin için açıkladı.

Doların yükselişini kontrol edebiliyor musun ya da dünyadaki politik konjonktürü? Peki hava durumunu? Hadi gündelik hayattan örnekler verelim…

Uzun zamandır beklediğin bir projeye seçilmedin ya da bir seyahatin mücbir sebeplerden dolayı iptal oldu.

Biraz daha güncel bir örnek verelim mi?

Bir pandemi tüm dünyayı etkisi altına aldı ve hayat felç oldu. Hiçbirimiz bunu tahmin edemezdik değil mi?

Yaşadıklarımdan, edindiklerimden ve gözlemlediklerimden öğrendiğim en önemli derslerden biri şu oldu: Birçok insan, kontrolünde olmayan (ya da artık kontrolünde olmayan) durumlarda kontrolü varmış illüzyonundan çıkamıyor.

“Neden yapamadım”, ”Bu her şeyin sonu”, “Benim suçum’’ vs. gibi sorularla kendini ya da başka unsurları suçluyor. Bu da kişinin kendisini kurban psikolojisine sokmasına yol açıp, proaktif ve üretken düşünebilmesini engelliyor.

Ama birçoğumuz fark edemiyoruz ki hayatımızın büyük bir çoğunluğunda bizim kontrolümüz yok ya da yok denecek kadar az. Bizi ne kadar etkilerse etkilesin, birçok şey bizim kontrolümüz dışında gelişiyor. Bu nedenle hayatımızın kontrolünün tamamen bizde olması üzülerek söylemeliyim ki pek mümkün değil.

Ama üstünde %100 kontrolümüzün olduğu iki şey var ki o da;

Başımıza ne gelirse gelsin, o duruma karşı olan tutumumuz ve seçimlerimiz.

Örnek olarak, bir dersten kalmak tümüyle bizim kontrolümüzde olmayabilir; ama kaldıktan sonra ne yapacağımızla ilgili olan şeyler tamamen bizim kontrolümüzde.

Yani “Bu nasıl olur?’’, “Bana haksızlık yaptılar!”, “Ben ne yapacağım şimdi?” demek ve kendimizi kurban psikolojisine sokmak bir opsiyonken; “Bu durum yüksek bir puan alarak ortalamamı yükseltmem için iyi bir fırsat” demek de bambaşka bir opsiyon.

İzole bir yaşam sürmeye çalıştığımız şu dönemde “Sıkıldım” demek bir opsiyonken; “Hazır evdeyken ailemle ve kendimle biraz daha vakit geçireyim, bu arada İngilizcemi de geliştireyim’’ demek ya da benzeri, pozitif ve üretken bir tutumda olmak da bir opsiyondur.

İnsanları diğer canlılardan ayıran en üstün özellik de bu değil mi zaten? Olaylara karşı tutumumuzu ve seçimlerimizi belirleyebilme gücü…

Bu konu detaylı şekilde Viktor Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı” kitabında son derece etkili bir şekilde işlenmekte. 2. Dünya Savaşı’nda Nazi kamp esiri olan Viktor Frankl, en trajik olaylarda bile insanın kendi düşünce ve tavrını kontrol edebilme becerisi geliştirmesinin ne kadar önemli olduğunu, kendi örnekleriyle anlatmakta.

Hayatımda kontrolümün %100 olduğu yegane şeyin, olaylara karşı tavır ve seçimlerimin olduğunu fark etmek, büyük bir kırılma noktası oldu benim için. Bu noktada sana önerim ise okuduklarınla, izlediklerinle ve etrafındaki insanlarla bu konuyu her gün daha fazla içselleştirmen. Bunu yapabildiğinde hayatına ne kadar büyük bir katkı sağladığını göreceksin.

Konuk yazar: Perçin İmrek / Girişimci, Yazar ve Konuşmacı