Genel müdürcülük oynamıyorum

0

Yüz yüze iletişime çok önem verdiğini samimi bir dille anlatan Nurol GYO Genel Müdürü Musa Aykaç, pozisyonu ne olursa olsun herkesin birbiriyle önce diyalog kurmasını sağlamaya çalıştığını söylüyor. Aykaç’a göre, bu şekilde günün sonunda çalışmak daha keyifli hale geliyor. Dahili telefon kullanmak yerine çalışanlarıyla yüz yüze iletişimi tercih ediyor, çalışanlarına da bunu tavsiye ediyor.

Üniversite sınavlarına hazırlandığı sene iki soruyla Gülhane Askeri Tıp Fakültesi’ni kaçırdığını gülümseyerek anlatan Nurol Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) Genel Müdürü Musa Aykaç, “Yüzde 50 mimar olma şansım vardı, o oldu” diyor. Aykaç, 1992’de Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 4 yıla yakın üniversitede kalmış. Yapı tesisatı bilim dalında asistan olarak görev yapmış. Doktora aşamasındayken özel sektör kariyer hayatının başlangıcı olan, kendi deyişiyle “mucize” gerçekleşmiş. O dönem katıldığı bir yarışmada genç tasarımcı ödülünü almasıyla Vakko’dan iş teklifi gelmiş. Aykaç, “Kariyer hayatım boyunca Vakko’da almış olduğum mesleki formasyon her daim bana öncülük etmiştir. Bana göre ciddi bir mekteptir” yorumunu yapıyor.

Aykaç, Vakko’da proje müdürü olarak çalışmaya başlamış. Çalışma hayatına Doğan Raks’ta devam ederek İcra Kurulu Üyeliği yapmış. 2000’de Doğuş Kültür ve Eğlence Merkezi’ne genel müdür olarak atandıktan sonra, 2001’de Tansaş’a Marmara ve Anadolu Bölgeleri satış operasyonundan sorumlu genel müdür yardımcısı olarak transfer olmuş.

EXIT, PGD Proje ve Gayrimenkul Danışmanlık’ta CEO ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak 2008’e kadar görev alan Aykaç, ardından Kiler Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’na CEO ve yönetim kurulu üyesi olarak atanmış. Aykaç, 2010’dan bu yana Nurol Holding bünyesinde yer alan Nurol GYO’da Genel Müdür olarak görevine devam ediyor.

“Şu an gayrimenkul girişimi yapıyor olsam da özümde bir iş geliştiriciyim” diyen Aykaç ile kariyer yolculuğuna çıktık.

 

Mimarlık yapmadınız… Mesleğinizi özlüyor musunuz?

Hiç mimarlık yapmadım. Mesleğimi aktif olarak yaptığım bir durum olmadı. Açıkçası hiç özlemiyorum. Tasarımı çok iyi yapanlarla çalışıyorum. Kariyer hayatını, yöneticiliği seviyorum. İşin bu boyutundan tasarım yapmaktan daha çok zevk alıyorum.

 

Vakko’da çalışmaya başlamanız kariyerinize yön verdi diyebilir miyiz?

Kesinlikle önemli çünkü oturmuş büyük bir yapı da olsa her şirket patron şirketi ama yine de Vakko’nun o dönemde kurumsallık ilkelerine sarılmaya çalışan bir yapısı vardı. Dünyanın da nispeten tanıdığı bir marka olarak kendini sıfırdan yaratmış ve bunun tüm evrelerinin o işleyiş düzenine yansımış olması benim de o hamurun içinde eğitiliyor olmam kariyerimin dönüm noktası sayılabilir. Vakko kendini geliştirmek için çok iyi bir mektep ve eminim ki o tezgahtan geçmiş çok kişi şu anda büyük markaların üst düzey pozisyonlarında önemli roller üstleniyor.

 

Türkiye’deki gayrimenkul geliştirme sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnşaat sektörü zaman zaman Türkiye’ninbüyümesinin de önüne geçiyor. Bu durum rakamsalolarak Türkiye’nin büyümesine de çok ciddi katkısağlıyor. İnşaat sektörü 100’e yakın sektörü dekendi gelişiminden dolayı pozitif yönde etkiliyor vetetikliyor. Türkiye’de gayrimenkul geliştirme, inşaatsektörüyle paralel gelişiyor. Kanal projesi, üçüncühavalimanı, çevre yolları, yeni İstanbul, kentseldönüşüm ve nitelikli yapılar derken önümüzdeki 10 yıl bana göre en popüler sektör olacak.

 

Çalışan profili nasıl bir değişime uğrayacak?

Artık o alışageldiğimiz çalışan görüntüsünün çok daha ötesinde, çok daha nitelikli bir çalışan profiline de ihtiyaç olacak. Çünkü başarılı olabilmek için nitelikli projeler üretmek zorundasınız, üretmemiz yetmiyor tabii ki nitelikli satış – pazarlama senaryoları da çizmek zorundasınız. Tüm bunların eğitimini almış nitelikli profesyonellerle de devam etmek mecburiyetindesiniz.

 

SEKTÖR MAĞDURLARI ARTTI

 

Sektör kendi içinde kurumsallaşmaya doğru mu gidiyor?

Artık, sadece patronun karar veremeyeceği, hatta hiç kimsenin tek başına karar veremeyeceği kadar kapsamlı konular. En küçüğü 50 – 100 milyon dolardan başlayan rakamlardan bahsediyoruz. Sektör çok gelişti, bu rakamlar artık bir ya da iki kişinin, topraktan yetişmiş kişilerin dudaklarının arasında olamayacak kadar büyük. Belki eskiden toprağı alıp, koklayıp görebiliyorlardı ama artık öyle değil. Eğer aynı düzen devam etseydi; her ilanı veren deli gibi satıyor olurdu. Bu sektör mağdurunu yaratmıyor olurdu.

 

Sektör çalışanları eğitimin yanı sıra ne gibi yetkinliklere sahip olmalı?

Elbette, pazarlama alanında eskiden X gazeteye ilan verelim diyerek ilerliyorduk. Şimdi artık gayrimenkulün bir hikayesi var. Bu hikayeye göre kurgulanan yüzlerce dinamik var. Artık bu iş sadece yazı, görsel değil. Tüm bunları süzüp kurgulayacak, onların hikayesini yazacak, bunu mimardan nihai tüketiciye kadar başından sonuna kadar takip edecek bu işin eğitimini almış insanlar olmalı. Ancak, dünya görüşleri gerçekten çok kuvvetli olmalı elbette… Örneğin, mimari açıdan çok önemli olan bir Avrupa kentini görmemiş birine, dünyanın neresinde olursa olsun herhangi bir gayrimenkulü pazarla demek çok büyük hata olur.

 

Nurol GYO’da kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık politikası var diyebilir miyiz?

Şirketimizin yüzde 85’i kadın. Yuvayı dişi kuş yapar. Sonuçta konut üretiyorsunuz en güzel argümanı kadın. Pozitif ayrımcılık değil. Böyle gelişti çünkü adımız gayrimenkul geliştirme şirketleri olmasına rağmen satış – pazarlama gibi bölümler estetik bir bakış açısına sahip olmayı gerektiriyor. Kadınların hangi sektöre giderse gitsin daha başarılı olduklarını biliyorsunuz, diğer taraftan teknik tarafta da yöneticilerimiz kadın.

 

Kendi kariyer basamaklarınızın çalışanlarınıza bir örnek teşkil ettiğini düşünüyor musunuz?

Yönetsel anlayışta örnek olduğumu düşünüyorum. Şirketi, çalışan sayısı kaç kişi olursa olsun öncelikle gerçekten kocaman bir aile olarak kabul ediyorum. Birtakım temel unsurları da bunun üstüne hatta en başına yerleştiriyorum. Birinci sırada karşılıklı saygı geliyor. Kim olursa olsun, pozisyonu ne olursa olsun herkese eşit davranırım sadece gerçekten bu ailenin bir parçası olduğu için o saygıyı gösteririm. Geçmişe dönüp baktığımda herkesten bunun böyle olduğu şeklinde itiraflarını duymuşumdur. Dahili telefon kullanmak yerine gidip söylemeyi tercih ederim. Şakalaşır, gülerim genel müdürcülük oynamaya kalkmam.

 

İletişime büyük önem veriyorsunuz…

Kim olursa olsun nereden, hangi unvana sahip olursa olsun saygı göstermeyen insanlarla çalışmam. Askeri hiyerarşi mantığında değil ama saygı olmazsa olmazlarım arasında. Diğer yandan iş performansına her daim limitsiz bir şans tanıyabilirim. Herkes hata yapabilir, iyi niyet olduğu sürece 10 kere de tolere edebilirsiniz.

 

Tecrübelerinizden yola çıkarak kariyerinin başındaki gençlere ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Kariyerde hedeflere ulaşmak artık daha zor hale geliyor. Çünkü artık herkes çok eğitimli, 2 – 3 dil biliyor, herkes yurt dışında master yapıyor. Hangi sektör olursa olsun benim önerim her daim kişisel gelişimle artı değer yaratacak, her alandaki bilgiyi, zevki, görgüyü kendilerine katmaları. Klasik müzik sevmeyebilirsin ama bil, dinle en azından ne olduğunu bil veya o konu hakkında literatürden bilgi sahibi ol veya git gör. Üç kuruşunu biriktir otelde kal, trenle git ama gidebildiğin her noktaya git. Bilgini, görgünü arttır. Bunların hepsi mesleki bilgiyle birleştiği zaman kişide çok farklılık yaratabiliyor. Ben bunu hep yaptım.

 

STATTA KON SER VERMEK İSTERDİM

 

Çocukken en büyük hayaliniz neydi?

40 – 50 bin kişilik bir statta konser vermek isterdim. Çünkü müziğe karşı hep ilgim vardı. Bateri çalıyor, şarkı söylüyordum. Bir grubumuz vardı. Çok başarılı olmayı hep hayal ettim. O günün başarısının yansıması o şekildeydi. Şimdi de hayallerim var, bu hayaller bittiği zaman kişi bitmiş demektir. Hayaller hiç bitmemeli.

 

Hobileriniz neler?

Yaklaşık 200 parçadan oluşan küçük bir el yazması koleksiyonum var. Neredeyse 18 yıldır devam ettiriyorum.

 

Kısa Kısa…

 

En son gittiğiniz konser?

Oğlumla birlikte Iron Maiden konserine gittik.

 

En son okuduğunuz kitap

Kayıp Sembol / Dan Brown

 

Başucu kitabınız var mı?

Başucu dergilerim var. Kendimi bildim bileli Bilim ve Teknik alırım.

 

En sık ziyaret ettiğiniz internet sitesi?

Haber siteleri; özellikle Hürriyet ve Habertürk

 

En sık gittiğiniz restoran?

İstinye Park’taki Armani Caffe

 

İstanbul’u hariç tutarsak yaşamak istediğiniz şehir?

Roma

 

En sevdiğiniz yemek?

Deniz ürünleriyle yapılan her şey