İK zirvesinin en önemli konuklarından biri olan Alain de Botton 16-17 Şubat tarihleri arasında İK Zirvesi 2011’de Kariyer.net’in özel davetlisi olarak İK’cılarla buluştu. İş dünyasının insan psikolojisindeki değişime nasıl yön verdiğini anlatan Alain de Botton, sunum sonrasında Kariyer.net misafirlerinin sorularını da yanıtladı. Biyografik eserde farklı bir tarz
Her şey iletişim ile başlıyor
İlk kitabım “Aşk üzerine” ile birlikte para kazanmaya başladım diyebilirim. 22 yaşındaydım… Sanırım birçok yazarın aksine genç yaşta beğeni toplayan şansı yazarlar arasındayım.“Yazarlık” mesleğiniz temel uğraş alanınız mı?
“Yazarlık” elbette benim için ilk sırada geliyor. Ama yazarlık dışında birçok farklı uğraş alanım var. The School of Life (www.theschooloflife.com) projesine destek oluyorum, tabii ki bir yandan da Living Architecture (www.living-architecture.co.uk) devam ediyor. Kısacası hem aktif olarak sosyal anlamda çalışıyor hem de fikir üretiyorum. İkisini dengeli olarak sürdürmeye çalışıyorum.
Kariyerinizin dönüm noktası neydi?Eşim Charlotte ile tanışmam diyebilirim. Eşim iş hayatını çok iyi biliyor. Benim sanatsal açıdan değerlendirdiğim birçok şeyi iş dünyasının kurallarına uygun olarak aktarabiliyor. Bu benim için çok heyecan verici ve öğretici oluyor. Kariyerimde devrim niteliğinde değişimlere neden oldu diyebilirim.
Genç yaşta sevilen ve takdir edilen bir yazar olarak kendinizi şanlı görüyor musunuz?
Evet, hayatımda birçok şey yolunda gitti, bunun için her zaman şükran duyuyorum çünkü en şanslılardan biriyim. Ama diğer yandan elbette benimde şansızlıklarım oldu, büyük sıkıntılar atlattım.
Okuyucularıma karşı her zaman çok açık oluyorum. İstedikleri zaman internet sitem üzerinden bana e-mail göndererek ulaşabiliyorlar.Kitaplarınızda detaylara çok önem veriyorsunuz. Özel hayatınızda detaycı bir kişiliğe sahip misiniz?
Evet, bence yaşam detayların ve aşkın içindedir… Birini sevmek onunla ilgili her türlü detayı önemsemektir.
İki oğlum Samuel ve Saul’le birlikte uyanıyorum. Sabah 9’dan sonra biraz sessizleşiyor ortalık ardından çalışma odasına çekiliyorum. 3 saat kadar yazılarımla meşgul oluyorum. Akşamüstü 17.00’a kadar telefon konuşmaları, e-mailler gibi beni oyalayan ve maalesef dikkat dağıtan işlerle birlikte yazmaya devam etmeye çalışıyorum. Akşam yemeğinin ardından çocuklar yatana kadar onlarla oyalanıyorum.
Okuldan mezun olduğumda sadece önümdeki birkaç yılı hayal etmekle yetinmiştim. Şimdi 41 yaşında ölüme kadar olan tüm hayatımı düşünüyorum. Anı düşünmekten çok nasıl daha iyi bir hayata sahip olabilirim sorusuna yanıt arıyorum.Genç okuyucularınıza nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Acele etmelerine gerek yok ama aynı zamanda ellerini çabuk da tutmalılar… Fikirlerinizi hayata geçirin, ertelemeyin. Cesur davranın çünkü hayat kısa…
Yaklaşık 10 yıl önce ailemle birlikte güney batı sahillerinde tatil yapmıştım.
Kültürel zenginliğe sahip, güçlü, muazzam. Karmaşık yapısı içinde çalkantılara müsait bir ülke… Diğer yandan mutlaka keşfedilmeli…
• Socrates on Self-Confidence
• Epicurus on Happiness
• Seneca on Anger
• Montaigne on Self-Esteem
• Schopenhauer on Love
• Nietzsche on Hardship
Status Anxiety
The Perfect Home









Yorum yapmak ister misin?