“Ekibinizden iki adım önde olmak zorundasınız”

1

Multinet Kurumsal Hizmetler CEO’su Yusuf Ziya Gündüz, yurt içinde ve yurt dışında edindiği deneyimlerle başarılı projelere imza atan, çalıştığı şirketlerde iz bırakan bir isim.

 

Memur bir babanın çocuğu olarak 1954 yılında İstanbul’da doğan ama öğrenim hayatının büyük bir kısmını Ankara’da geçiren Multinet Kurumsal Hizmetler CEO’su Yusuf Ziya Gündüz ortaöğrenimini TED Ankara Koleji’nde tamamlamış. Ankara Üniversitesi İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nden mezun olduktan sonra eğitimine yurt dışında devam etmiş. İnsan Kaynaklarının da konusu olan insan ilişkileri, organizasyonlardaki insan yönetimi üzerine bir tez çalışması hazırlamış.

Kariyer hayatına Shell’de başlayan Gündüz, 20 yıl boyunca Shell Türkiye, Londra ve Paris’te çeşitli görevlerde çalışmış. 2001 yılında Petrol Ofisi özelleştirmesi sonrasında tüm satış ve pazarlama faaliyetlerinden sorumlu direktör olarak görevini sürdürmüş. 2003 – 2007 yılları arasında Yurtiçi Kargo Genel Müdürlüğü ve Taşıma Grup Başkanlığı görevlerini üstlenen Yusuf Ziya Gündüz, ardından Aras Holding CEO’luğu görevini devralmış. 33 yıllık tecrübesinin son 1.5 yılını Multinet Kurumsal Hizmetler CEO’luğu görevinde sürdüren Gündüz’den iş hayatına dair önemli bilgiler edindik.

İş hayatınıza Shell’de başladınız ve 20 yıl farklı görevler aldınız. Hangi ülkelerde çalıştınız?

1980’de Shell’e girdim. Türkiye’deki bütün kademelerinde hatta yönetim kurulu üyeliğine kadar çıktım. Yaklaşık 3.5 yıl Londra’da tüm dünyayı kapsayan bir projede çalıştım. Bu bana bilgi ve tecrübe kazandırdı. Döndükten sonra Shell’in ilk büyük değişim projesinin ve organizasyonunun başına geçtim. Değişimin, değişim yönetiminin ne olduğunu öğrendim. Sonra Fransa’ya gittim. Avrupa’nın tümünü kapsayan projenin bir bölümünden sorumluydum. 14 farklı ülkeden çalışanlar zaman zaman hava alanlarında bir araya gelirdik. Bu yıllar global merkezi yönetiminin başladığı dönemlerdi.

 

Türkiye’ye dönüş kararını nasıl aldınız?

Değişik ülkelerde görev almamı gerektiren bir kariyer devamlılığı oluştu ama Türkiye’den iyice uzaklaşmış olacaktım. Ciddi bir karar vermem gerekiyordu. “Artık yeter” dedim kendi kendime… Bu tip yurt dışı misyonlarının çocuklar üzerinde de çok tesiri oluyor. Biz de eşimle yuvaya, ülkemize dönmeye karar verdik. Ben bu arada yaklaşık 6 ay Rusya’da kalarak orada bir projeyi bitirdim. O dönemde Türkiye’nin en büyük özelleştirmesi olan Petrol Ofisi özelleştirmesi gerçekleşti. Şirketi teslim alan ilk yöneticilerden biriyim. Yaklaşık üç yılda kurumsallaşması, bayii ilişkileri, network yönetimi, ürünlerin doğru konumlandırılması gibi çalışmaları eş zamanlı olarak yapmaya başladık. Ardından tamamen bambaşka bir sektöre; Yurtiçi Kargo’ya ve oradan da Aras Kargo’ya geçtim. Multinet’e geçişimle birlikte kariyer hayatımda yepyeni bir sayfa açılmış oldu.

 

Geçmiş deneyimleriniz genel müdürlük koltuğunda işinizi kolaylaştırıyor mu?

Benim alanım satış ve pazarlama. Yönetimini iyi bildiğim bir alan. Bir fonksiyon diye göremezsiniz ama zamanla edindiğin bir yetenek veya yetkinlikle değişimin yönetimi. Bu her yerde her zaman geçerli, ev ve sosyal hayatınızda da her zaman karşınıza çıkıyor. Yaptığınız projeler, uluslararası açılımlar, değişik kültürleri tanımak çok farklı bakış açıları kazandırıyor.

 

Nasıl bir yöneticisiniz, iş hayatınız boyunca nelere dikkat ettiniz?

Bütün çalışma hayatımda hep paylaşımcı oldum. Dolayısıyla hep şeffaf oldum, sözümün arkasında durmaya, adaletli olmaya çalıştım. Bunlar da zaten kurumların değerlerinin içinde. Böyle çalışarak başarıyı da, sorunu da, riski de paylaştığınız zaman zaten ekibinizin sizinle beraber adanmışlığı ve o misyona kilitlenmesi artıyor. Belki iki adım önde gidiyorsunuz ama onlar da kazanıyorlar, onlar da yetkinliklerini artırıyorlar. Burada asıl mesele değişim yönetiminin önemi. Şirketler sürekli değişim içindeler.

 

Uluslararası birçok firma, Türkiye’deki pazarı iyi değerlendiriyor. Siz bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Gelmeyen çok büyük bir fırsat kaçırıyor. Gelen de çok mutlu. Elbette, Türk insanının çalışması, azmi, gayreti, yaratıcılığı da bunda etkili. Biz Anadolu toprağında yetişmiş insanlar olarak çok değişik kültürlerle iç içe bu günlere gelmiş durumdayız. Nitekim birçok yabancı şirketin İstanbul merkezi şu anda Balkanlar, Orta Doğu, Yakın Asya’dan sorumlu. Giderek de bu şekilde daha fazla Türk çalışanı bu görevlerde istihdam ediyorlar, başarılı olunca yurt dışındaki diğer işlere gönderiyorlar.

 

Adaylar için de önemli bir fırsat olarak değerlendirilebilir mi?

Gençler için çok büyük bir fırsat bu ama unutulmaması gereken bir şey var ki; şu anda Avrupa’da özellikle Akdeniz bölgesinde İspanya, İtalya, Portekiz’e baktığımızda 25 yaş altında işsizlik yüzde 50. Orada da bir rekabet var. Oradan da insanlar başka ülkelere gidiyor. Dolayısıyla bizim gençliğimizin bu güzel yetkinliklerinin üstüne bilgiyi, lisanı koymalı. O zaman çok iyi yerlerde olabilirler.

 

Gençlere bir mesajınız var mı?

Maalesef eğitim sistemimiz nedeniyle gençler kendini tanımadan birtakım bölümlere giriyor ve mezun oluyor. O işi sevip sevmediğini de bilmiyor, o meslekle ilgili araştırması veya bilgisi yok. Mezun olduğunda sudan çıkmış balık gibi “Ben ne yapacağım” diyor. Ben hep şunu söylüyorum: Önce aynayı kendinize tutun, kendi vizyonunuz olsun. Ne istediğinizi biliyorsanız ona göre bir işe girersiniz, orada azmedip onu iyi öğrendikten sonra ilerleyebilirsiniz.

 

Ailenizle nasıl vakit geçirirsiniz? 

30 yıllık evliyim, 27 ve 22 yaşlarında iki çocuğum var. Çocuklarım küçükken evde daha çok zaman harcıyorduk. Ama büyüdüklerinde evden uçmuş gibi oluyorlar. Sizinle tatile gitmiyorlar, sizinle daha az vakit geçiriyorlar. Alışması biraz zaman alıyor yokluklarına ama biz pazar günleri hep bir arada vakit geçirerek aile bağlarımızı güçlü tutmaya çalışıyoruz.

 

Boş zamanlarınızda neler yapmaktan hoşlanırsınız?

Sırtımdaki bir problemden dolayı çok fazla spor yapamıyorum. Şu anda gençlere yönelik birtakım şeyleri derleyip toplamaya çalışıyorum. O yüzden de daha çok makale okuyor; yurt dışından küçük dergi ve dokümanları toplamaya çalışıyorum.

 

 

Kısa Kısa…

En sık ziyaret ettiğiniz internet sitesi?

Patronlardunyasi.com

Dinlemekten hoşlandığınız müzik türleri?

Türk müziği, klasik müzik ya da Yunan müziği… Yelpazem geniş.

En son okuduğunuz kitap?

Çankaya / Falih Rıfkı Atay

İzlemekten keyif aldığınız program?

Şu aralar favorim “Suits”

En sık gittiğiniz restoran?

Balıkçı Kahraman klasik olarak sayabileceğim bir yer.

En sevdiğiniz yemek?

Her türlü hamur işi

 

 

Önceki İçerik16 Aralık'ta Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü'ndeyiz
Sonraki İçerikPazarlama ve Reklamcılık Yarışması ADmind Başlıyor!
Yazar Hakkında
Merve Tunçer
Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından diplomat olma hayaliyle girdiği Marmara Üniversitesi Fransızca Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde eğitimine devam ederken gazetecilik mesleğine gönlünü kaptırdı. “Türkiye’de ve Fransa’da Gazeteci Kimliği Sorunu” konulu tezini yazarken çalışmaya başladığı ajansta gazeteciliğe adım attı.

YORUMLAR

  1. Yurtiçi kargonun misyonunun gelişiminde sanırım katkınız olmuştur yanlız şu kargolarla ilgili şikayetlerin çözümünde neden daha objektif olunamıyor personel yetersizlikleri sebebiyle yada çağrı merkezlerindeki personelin sorunları çözmedeki yetersizliklerinin neden önüne geçilmiyor yukarıda kendinizi epey anlatmışsınız biraz da yurtiçi kargonun şikayetlerinin nasıl minumum seviyeye getireleceği üzerinde çalışsanız iyi olur

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here