Mobil uygulama tasarımında 10 altın kural

0

Mobil uygulamalar son dönemde hayatımızda belki de en çok yer alan ürünler arasında. Bu uygulamalar yaygınlaştıkça, hayatımızın bir parçası haline gelen ürün sayısı da artmaya devam ediyor. Peki, mobil uygulama geliştirirken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Mobil uygulama geliştirme süreci oldukça zorlu bir süreç. Fikir aşaması, ön araştırmalar ve üretim süreci, uygulamaların ömürlerini doğrudan etkileyen faktörler. Bununla birlikte artık fikir ve ürün kadar uygulamanın kullanıcı dostu olması ve aktif bir yapıda kurgulanması da oldukça önem taşıyor. Çok iyi bir fikrin varsa, bu ancak profesyonelce kurgulanmış bir proje yönetim süreciyle gerçekleşebiliyor. Aksi halde ürün, milyonlarca uygulama arasında kaybolup gidiyor.

Mobil uygulama geliştirmek istiyor; ama nereden başlayacağını bilemiyorsan, alanında uzman bir isim olan Emrah Kozan’ın senin için önerileri var.

Ön araştırma

Tasarım mesleği; oldukça keyifli ve heyecanlı bir meslek. Tasarımcıların bir çoğu genellikle süreci bir an önce başlatmak ister. Ancak bilinmesi gereken temel konu projeyi çok iyi anlamak ve çok iyi araştırmaktır. Uygulamanın temel taşları bu araştırma doğrultusunda inşa edilir. Eğer projeyi iyi anlamadıysan, örnekleri, rakiplerin güçlü ve zayıf yönleri bilmiyorsan, daha en başından kaybetmiş olabilirsin. Bu noktada projeni tasarlamaya başlamadan önce bir SWOT analizi yapmanda da ciddi fayda var.

Projenin temel taşları ve öncelikleri

İyi bir araştırma ile ciddi bir yol katettin ve artık üründe ne olup ne olmayacağını gayet iyi biliyorsun. Bu aşamada karmaşa yaşamamak ve temel hedeflerden sapmamak için projenin öne çıkması gereken noktaları (teknik özellikler, fikir üzerine çarpıcı olacak nesneler,) iyi belirlemelisin. Projenin detaylı bir haritasını çıkarman ve basamakları öncelik sırasına koyman bu yolculukta sana ciddi katkı sağlayacak.

Zaman içinde tasarladığın ekran ve içerik sayısı arttıkça elindeki ürün, kontrol etmesi zor ve temel hedeflerden sapmış bir tasarıma dönüşebilir. İlk olarak kullanıcıya sunacağın ana ekranları tasarlarsan, projene ve fikrine sadık kalma şansın da artacaktır. Ana ekranlar ve bu ekranlara bağlı alt ekranlar, menüler, mesaj kutuları vs. Bu sistem, bir sonraki aşamada bir prototip hazırlaman gerektiğinde de sana ciddi katkı sağlayacak. Özellikle UX kısmında “interaction design” dediğimiz etkileşim tasarımı evresinde oluşabilecek kaosun da önüne geçmiş olacaksın. Unutma, projeye ne kadar hakim olursan o kadar etkili ve pratik bir ürün ortaya çıkarırsın.

Karmaşa ve gürültüden uzak dur

Tasarım sürecinde gürültü olarak adlandırdığımız bir kavram var. Gürültü; bir üründe gereğinden fazla içerik ve renk kullanımını ifade eder. Projeye, temel ve amaçları dışında, sırf göze hoş geldiği için ek bir nokta ya da çizgi eklemek bile ciddi anlamda kullanıcıyı yoracaktır. Mobil uygulamaların temel hedefi, pratiklik ve hız olduğu için gereksiz her nesne ciddi anlamda bir gürültü yaratacak ve kafa karıştıracaktır. Kullanıcı kendisini yoran ve kafasını karıştıran (kullanmaktan hoşlanmadığı) hiçbir ürüne sadık kalmaz. Sadeliğin şık ve daha etkiliği olduğu bir dönemde olduğumuzu unutma.

Etkileşim ve kolay erişim

Mobil uygulamaların var olma sebepleri kolaylıktır. Temelinde bilgiye ve hizmete kolay erişim sağlayan bir üründe; kullanıcıyı zorlayacak ve zaman harcatacak hedeflerden uzak durmalısın. Kullanıcı alışık olduğu yol ve yöntemlerle bilgiye ulaşmak ister. Bunu sakın unutma!

Bilgi mimarisi tasarımı ile bilgiye erişimi basit, mantıklı ve akıcı hale getirmelisin. Kullanıcı pratik bir şekilde istediği bilgiye ulaşabilmeli ve o anda farklı noktalara da yine aynı pratik yolla dönebilmelidir. Bu noktada menu ve navigasyon tasarımı ciddi önem taşır. Uygulama hedeflerine göre bu menüleri tasarlarken, kullanıcının o anki davranışını da göz önüne almak gerekiyor.

Yazılımcılarla dost ol

Temel prensipler ve tasarım trendlerine hakim değilsen, yaptığın iş back-end sürecinde sorunlar çıkaracaktır. “Kodlanabilir ve kullanılabilir” bir tasarım yapman gerektiğini unutma.

Kullanıcı arayüzü kılavuzları

Bu süreçte apple ve google tarafından hazırlanan UI kit’leri ezbere bilmek durumundasın. Cihazlar üzerindeki varsayılan buton ve nesneleri kullanman, ciddi oranda yazılım sürecine katkı sağlayacaktır. Ayrıca kullanıcının, karşısına çıkardığın scrool ya da list nesnesinin görünümünden çok çalışma prensibine odaklanacağını unutma. Tıklanabilir ve kolay kodlanabilir ürünler tasarlaman, kullanıcı deneyimini etkilediği kadar uygulama performansını da etkileyecektir. Hızlı çalışan, pratik bir mobil uygulama ciddi oranda kullanıcı sadakati getirir.

Parmak dostu hedefler ve butonlar

Mobil uygulamalar, temelinde dokunuş ve parmak hareketleri ile kullanılan ürünlerdir. Bu sebeple tasarım sürecinde parmak hareketlerine dikkat etmelisin. Kullanıcıların sık kullandığı hareket ve alışkanlıklara aşina olmalısın. Küçük dokunuşların ve pratik hareketlerin kullanıcıyı istediği hedefe götürmesi gerekir. Ayrıca bu hedeflerin, parmakla rahatlıkla etkileşim alabilecek boyutlarda olması gerekir. Buton ve ikon boyutlarını buna göre kurgulaman gerekiyor.

Okunabilir ve düzenli metinler

Yazılar ve paragraf blokları, çok farklı amaçlarda ve türlerde kullanılabilir. Tasarımcıların en az emek harcadıkları ve en çok göz ardı ettikleri noktaların başında paragraf ve yazı biçimleri geliyor. Mobil tasarım yaparken kullanıcının, normal tutuş hizasından cihaza baktığında yazıyı rahatça okumasını sağlamalısın. Bu açıdan karmaşık ve hiyerarşik olarak kurgulanamamış bir metin biçimi verimsiz olur. Ayrıca birçok mobil uygulamada farklı çözünürlüklerde uyum desteği veren fontlar kullanmaktadır.  Örneğin, Apple tüm platformlarda en iyi okuma deneyimi sağlaması adına “San Francisco” yazı tipini kullanır. Android cihazlarda ise en çok kullanılan font biçimi yine bu uyumu sağladığı için “Roboto” ve “Nato” yazı tipleridir.

Kullanıcının mobil uygulamalarda bir metni normal tutuş pozisyonunda rahat okuyabilmesi için font boyutu min. 11pt olarak belirlenmiştir. Bu büyüklüğün altındaki yazılar, ciddi oranda okunma sorunu çıkarır. Tabii ki kullandığınız yazı tipinin tipografik farklılıklarını da göz ardı etmemelisin. Kerning dediğimiz harf arası boşluklar ve tracking olarak adlandırılan satır arası boşlukları da optimum seviyeye getirmelisin

Kullanıcı dostu ol

Mobil uygulama kullanıcısı ciddi anlamda zor ve karmaşıktır. Dolayısıyla uygulamanı tasarlarken kullanıcının tarafında olduğunu, kullanıcına hissetirmek durumundasın. Temelde işi yürütecek ve geliştirecek olan kullanıcıdır. “Kullanıcı dostu” olmak tasarımda çok ciddi bir disiplin gerektirir.

Yardım et : Sık sık nerede olduğunu ona hatırlatan ve geri dönebileceği menüler tasarla. Uygulama içerisinde rahat olması ve kolayca tüm içeriklere ulaşabilmesi sadakat açısından ciddi önem arz ediyor.

Yorma : Bir mobil uygulama kullanıcısı için en zor şey veri girişidir. Bu noktada kullanıcıya; daha az metin kutusu, daha çok seçim nesneleri gösterirsen kulanım kolaylığı sağlarsın.

Hitap et : Kullanıcıyı dikkate aldığını ve onu fark ettiğini hissettirmelisin. Son derece basit görünse de ufak geri bildirimlerle ciddi memnuniyetler yakalayabilirsin. Eğlenceli bildirim ekranları tasarlayarak işe başlayabilirsin. Ayrıca minik öneriler ile kullanım sürecini eğlenceli ve hızlı hale getirebilirsin.

Test et ve test et

Uygulaman temel kuralların dışında bir tasarıma sahipse, bu durumda farklı cihaz ve görünümlerde uygulamanı test etmen gerekir. Test süreçlerindeki farklılıkları detaylı raporlayarak, adım adım tüm ekranların üzerinden geç ve farklı cihazlarda olabildiğince benzer sonuçlar almaya odaklan. Test aşaması, uygulamanın tasarım sürecindeki en verimli ve en gözle görülür kısmıdır. Adobe XD yada Skecth kullanıyorsan, direkt olarak tasarım yaptığın bir bilgisayara bağlanarak, anlık olarak yaptığın tasarımın bir mobil cihaz üzerinde nasıl görüneceğini görebilirsin.

Son bir not: En iyi hazırlanmış UI ve iyi düşünülmüş UX süreci bile, sonuçta gerçek dünyaya konulduğunda görünmeyen bazı kusurları içerebilir.

Konuk yazar: Emrah KOZAN/Master Trainer – UI/UX Desinger