Haklı Çıkmak mı, Doğruyu Bulmak mı?

İş hayatında bazen en büyük hedefimiz haklı çıkmak olabiliyor. Özellikle yoğun tempo içinde alınan kararların doğruluğunu kanıtlama isteği oldukça güçlü hissedilebiliyor. Oysa gelişim, her zaman doğru olduğunu savunmaktan çok, yeni bilgiler karşısında düşüncelerini gözden geçirebilmekle mümkün oluyor. Kariyerde fark yaratan da çoğu zaman bu yaklaşım oluyor.

Her zaman haklı olmak gerçekten gerekli mi?

İş hayatında güven veren biri olmak elbette önemli. Bilgiye hâkim olmak, doğru analizler yapmak ve tutarlı kararlar almak profesyonel duruşun bir parçası. Ancak bunu hiç yanılmamakla eş tuttuğunda, farkında olmadan kendini gereksiz bir baskının içinde bulabilirsin.

Bu baskı çoğu zaman karar anlarına da yansır. Bir sonuç beklediğin gibi olmadığında ilk refleks onu savunmak olabilir. Hatta süreçteki aksaklıkları dış etkenlerle açıklamak daha kolay gelebilir. Çünkü emek verdiğin bir fikrin yanlış olabileceğini kabul etmek her zaman rahat değildir.

Zihnimiz çoğu zaman mevcut düşüncemizi destekleyen verileri daha hızlı fark eder, buna uymayanları ise geri plana iter. Bu da fark etmeden tek bir bakış açısına daha çok yaslanmamıza neden olabilir. Sosyal psikologlar Carol Tavris ve Elliot Aronson, Mistakes Were Made (But Not by Me) adlı çalışmalarında insanların çoğu zaman hatalarını kabul etmek yerine kendilerini haklı gösterecek açıklamalar üretmeye eğilimli olduğunu anlatır. Bu eğilim, yalnızca bireysel kararları değil, ekiplerin birlikte düşünme ve karar alma biçimini de etkileyebilir.

Çözüme Odaklanmak Fark Yaratır

Buradan bakınca iş hayatında şunu görmek daha kolay olur: Yanılmak aslında sürecin doğal bir parçasıdır. Herkes zaman zaman eksik bilgiyle karar alabilir, hızlı hareket etmek zorunda kalabilir ya da farklı nedenlerle yanlış bir yöne gidebilir.

Önemli olan, bu noktada durup yeniden bakabilmektir. Bir fikrin beklenen sonucu vermediğini görmek, onu hemen savunmak yerine değerlendirebilmek aslında ilerlemenin kapısını açar. Çünkü burada amaç bir fikri korumak değil, daha iyi bir sonuca ulaşmaktır.

Bu yüzden yeni bilgiler geldikçe bakış açını güncellemek, farklı görüşleri dinlemek ve gerektiğinde yönünü değiştirebilmek süreci daha sağlıklı hale getirir. Hatta çoğu zaman küçük bir bakış açısı değişikliği, daha önce fark edilmeyen bir çözümü görünür kılar.

Öğrenen Kültür mü, Savunmacı Kültür mü?

Buradan bir adım geri çekilip daha geniş baktığımızda, benzer bir durumun ekip ve kurum kültüründe de karşımıza çıktığını görmek zor değil.

Kelimelerin arkasına saklanarak hataları görünmez kılmak kısa vadede rahatlatıcı olabilir. Ancak uzun vadede bu yaklaşım, kurumların en önemli risklerinden birini besler: açık sözlülüğün zayıflaması.

Hatanın cezalandırıldığı, yanılmanın bir kariyer riski gibi görüldüğü ortamlarda kimse kolay kolay “Bu veri bizim yanlış düşündüğümüzü gösteriyor.” demeye cesaret edemez. Zamanla insanlar verileri daha seçici yorumlamaya, raporları yumuşatmaya ve sistemin duymak istediği sonuçları üretmeye başlar.

Bir süre sonra kurum içinde gerçekler yerine, daha çok kabul görmek isteyen yorumlar dolaşır. Grafiklerin dili değişir, göstergeler yeniden tanımlanır, sorunlar farklı isimlerle anlatılır.

Tüm bunlar gerçekleri değiştirmez. Ama doğrulama önyargısının kısa süreli rahatlığı, zamanla kurumsal körlüğe dönüşür. Bu körlük ise yalnızca yanlış kararlar doğurmaz; aynı zamanda öğrenme kapasitesini, yenilik üretme becerisini ve rekabet gücünü de zayıflatır.

Sonuçta, yanılmak sürecin doğal bir parçasıdır.

Asıl farkı yaratan ise haklı çıkmaya çalışmak değil, doğruyu bulabilmek için gerektiğinde fikrini gözden geçirebilmektir.

Loading spinner
Hasan Pektaş, 25 yılı aşkın profesyonel kariyeri boyunca insan kaynakları, organizasyonel gelişim, çalışan deneyimi ve liderlik alanlarında farklı sektörlerde görev almıştır. Kariyeri boyunca edindiği deneyimlerle kurumların insan odaklı dönüşümüne, çalışan bağlılığının güçlendirilmesine ve liderlik yetkinliklerinin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. İnsan odaklı kurum kültürlerinin sürdürülebilir başarı, yüksek performans ve güçlü çalışan deneyimi yarattığına inanan Pektaş, çalışmalarını bu anlayışla sürdürmektedir. Üniversitelerde verdiği dersler, konferanslar, seminerler ve çevrim içi etkinliklerle bilgi ve deneyimlerini paylaşmanın yanı sıra; sektörel yayınlarda ve dijital platformlarda yayımlanan yazılarıyla da okuyucularla buluşmaktadır.
**İçeriklerimizle ilgili görüş ve önerilerinizi editor@kariyer.net adresinden bize iletebilirsiniz.