Olumsuz olaylar karşısında duygular nasıl yönetilir?

0

Hayat her zaman istediğimiz gibi gitmeyebilir. Peki, olumsuz bir durumla karşılaştığınızda duygularınızı yönetmeyi ne kadar başarabiliyorsunuz? Duygusal zeka eğitmeni Eray Beceren, örnek olaylar üzerinden önerilerini sizin için paylaştı.

Duygular söz konu olduğunda en sevdiğim söylemlerden biri Dr. Daniel Goleman’ın “Duygu” tanımıdır. Bu tanımdan hareketle “Duygusal farkındalık” konusunda yardımcı olacak bir yaklaşımdan bahsetmek istiyorum. Bu yaklaşıma “Duygu günlüğü” adını veriyoruz. Duygu günlüğü zaman zaman yaşadığımız ve sonrasında mutsuz huzursuz olduğumuz durumları incelemek amacıyla kullanılabilir. Bu inceleme daha sonra “Duygu yönetimi” konusunda bize katkı sağlayacaktır.

Örneğin; açık ofiste çalıştığımız bölüme giren yöneticim elinde sıkıştırdığı bir demet kâğıdı bulunduğum masaya fırlatarak herkesin önünde “Derhal bu raporu düzelt ve yarın sabah bana getir.” diye bağırdı.

Başlangıçta burada şöyle bir süreç işliyor. (Daniel Goleman’ın Duygu Tanımı)

  • Bir his – “Kötü hissediyorum”
  • Hisse özgü düşünceler – “Benimle böyle konuşmaya hakkı yok. Bitti artık bu iş. Bugün buradaki son günüm.”
  • Psikolojik ve biyolojik haller – “Hafiften geriliyorum, hafif bir kalp çarpması başlıyor”
  • Bir dizi hareket eğilimi – “Şeytan diyor ki git odasına bağır çağır işi terk et.”

Dikkat edilirse son madde sadece “Bir dizi hareket eğilimi” içeriyor. Bunun ne olacağı ne zaman olacağı, hangi tonda olacağı kesinlikle kişiye bağlı. Bunu tetikleyen ise “Hisse özgü düşünceler.” Bunu değiştirdiğimizde sonuçları da değişecektir. Bu konuda “Duygusal bilinç” odaklanmamız gereken beceridir.

Duygusal bilinç; kişinin hangi durumlarda hangi duyguları hissettiği, bu duyguların kişiye olan etkisi ve bu duyguların belirtileri ile ilgilenir. Aşağıda örneğini bulacağınız bu günlük, duygusal farkındalığın farklı boyutlarını doğru değerlendirmemizi sağlar.

Sonuçta her şey farkındalıkla başlar!

Duygu günlüğü; yaşadığımız duygunun belirtilerini, hangi zamanda, kimlerin yanında, neden dolayı yaşadığımızı, bu anda iç sesimizin bize neler söylediğini anlatır. Ayrıca düşündüklerimizin; davranışlarımıza, söylediklerimize ve iş performansımıza etkilerini, belirli bir süre geçtikten sonra aynı konuda ne düşündüğümüzü gözden geçirmek için kullanılabilir. Yani “Duygusal farkındalık” için önemli bir araçtır. Size önerim, kullanın!

  1. Durum nedir? Ne oldu ve siz bu duygu durumuna girdiniz? Açık ofiste çalıştığımız bölüme giren yöneticim elinde bulunan bir demet kâğıdı bulunduğum masaya fırlatarak çalışma arkadaşlarımın önünde “Derhal bu raporu düzelt ve yarın sabah bana getir.” diye bağırdı ve döndü gitti.
  2. Konu günün hangi zamanında yaşandı? “Öğle yemeği öncesi. Acıkmam nedeniyle hafif gerginim.”
  3. O an sizinle beraber olan Kişi/ Kişilerin bu duyguyu yaşamanıza olumlu ya da olumsuz etkileri oldu mu? Olduysa nasıl? “Tüm ofisteki arkadaşlarımın gözü önünde gerçekleşti. Kendimi çok kötü hissettim.”
  4. Bu durumla karşılaştığınız anda iç sesiniz size neler söyledi? “Benimle böyle konuşmaya hakkı yok. Bitti artık bu iş. Bugün buradaki son günüm.”
  5. Hangi duygu? Yaşanılan bu duyguyu nasıl isimlendirebiliriz? “İyice tepem attı. Çok öfkeliyim. Şeytan diyor ki git odasına istifa ettiğini söyle!”
  6. Bedensel belirtiler: Bu duyguyu yaşadığınızda duygu ile ilgili bedensel belirtiler nelerdir? “Elim ayağım titriyor. Kalp atışım hızlandı. Yumruklarımı farkında olmadan sıkmıştım.”
  7. Duygu halinizin bu durum yaşandıktan sonra işiniz, olaylar ve insanlar hakkındaki “Düşündüklerinize” etkileri nelerdir? “Buradaki kariyerimle ilgili çok güzel hayallerim, hedeflerim vardı. Değmezmiş.”
  8. Bu duygu halinizin, bu durum yaşandıktan sonra, konuyla ilgili ya da ilgisiz kişilere yönelik “Davranışlarınız” üzerine etkileri nelerdir? “İşi gücü bırakıp 10 dakika erkenden öğle yemeğine çıktım. Her zaman yemeğe çıktığım grupla değil, tek başıma çıktım. İştah falan kalmadı. Nereye gittim, ne yaptım farkında değilim.”
  9. Bu duygu halinizin, bu durum yaşandıktan sonra, konuyla ilgili ya da ilgisiz kişilere yönelik “Söyledikleriniz” üzerinde etkileri nelerdir? “Ofisten çıkmadan önce sakinleştirmeye çalışan arkadaşlarıma ‘Beni rahat bırakın’ diye çıkıştım.”
  • Bu duygu halinizin, bu durum yaşandıktan sonra, “İş performansınız” üzerindeki etkileri nelerdir? “Yemek sonrası mesai bitene kadar hiç iş yapasım yoktu ve yapmadım.”
  • Bu duygu halinizin etkileri sonucu yaşananlar hakkında “Bir süre geçtikten sonraki düşünceleriniz” nelerdir? “Mesai bitiminde yalnız kalmak istedim. Metroya doğru giderken kendi kendime söylenerek yürüdüm, düşündüm. Dönüşü olmayan durumlar yaşamamak için elimden geleni yapmalıyım. Pişmanlık duymamalıyım.”

Bu örnek ve sıralamalardan sonra “Bana faydası ne?” sorusunu cevaplamak gerekir diye düşünüyorum. Bunları şöyle sıralayabiliriz.

  • Böyle bir durumda dış şartların kişiyi nasıl etkilediğinin farkına varma,
  • Düşüncelerimizin ve etkilerinin farkına varma,
  • Farkına varılan bu durumları sonraki durumlarda değiştirebilmek, kontrol edebilmek için alınabilecek önlemleri, tutumları oluşturma.

Sözün özü; farkına vardıklarımızı değiştirebilmek mümkündür.

Konuk yazar: Eray Beceren / Duygusal Zeka Eğitmeni